13 Eylül 2009 Pazar

Kaçık hevesli, oturaklı, oturduğunu parçalayan insan halleri

Böyle bir süredir hevesim kaçık.
Evet kaçık.
Herşeye...
Blog yazmaya,

Dikmeye,

Sökmeye,

Gülmeye,

Dışarı çıkmaya,

Çıkınca eve gelmeye,

Bulaşıkları bir aydır yıkamamaya,(dikkat yıkamak demiyorum yıkamamak!)

Günlük yazmaya,

Kitap okumaya,

Dolabımı toplamaya....
Liste uzar gider. Özellikle dolabımın son günlerdeki hali içler acısı. İçinden aldığımı öylece yuvarlayıp fırlatıyorum ki hiç katlanamam o dolabın dağınık olmasına. Bana neler oluyor diye aynaya bakıyorum ve evet oradaki miniminnacık sivilce bütün keyfimi kaçırmaya yetiyor. Aslında boşta da değilim hatta boş vakit aranıyorum birsürü de işim var. Bir yayılıyorum o kadar işi kim yaparsa yapsın hiç ilgilenmiyorum.
Tam 5 aydır evet abartmıyorum 5 aydır kontör yüklemedim telefonuma. Hiç umrumda da değil. En son gelen mesaj numaramı iptal etmekle tehdit ediyordu beni. Hehe :D Zaten kontörüm varken de kimse ulaşamaz bana :P Şöyle kendimi sallayıp kesin bir karar vermem lazım. Artık telefonuna bakan ve ona kontör yükleyen bir insan olucam. Bu zamanda benim gibi insanlar şiddetle kınanmakta! Bana ulaşamayan arkadaşlarımın okuduğu lanetler yüzünden böyleyim belkide :P Yok karar verdim derhal kontör alıp çatır çatır mesajlaşıcam.

------------------------------------------

Blog bak geçen gün ne oldu... Birden zönk diye öyle aniden aklıma geldi hemen anlatmam lazım.
Şimdik bizim sülalenin geleneksel iftar akşamlarından birindeydik tamam mı? Ben masanın en kral köşelerinden birine oturmuş keyifle tıkınıyordum. Yine tıkına tıkına çatlamak üzereydim. Sonra eve gidince yine çok yedim diye kendime söveceğimi bile bile tıkınıyordum. Neyse çok uzattım. Tam elime devasa bardağıma doldurulmuş kolamı yudumlamak üzere havaya kaldırmıştım o anda bir çıtırtı duydum. Yok krispi falan değil bildiğin üzerine oturduğum sandalye çıtırdadı. Karşımdakilerin şaşkın bakışları içinde saniyeler içinde kendimi yerde buldum. Belimi birşey oymuş elimdeki bardak sağ tarafa fırlamıştı. Kendime gelince oturmuş olduğum sandalyenin paramparça olduğunu gördüm. Öyle ortası falan göçmedi bildiğin parçalandı sandalye. O an bi gülme krizine girdim belimin acısını hepten unuttum kendi halime katıla katıla gülüyorum. Kuzen falan yerimden kaldırmak için çabalıyor ama ben gülmekten ellerini tutacak gücü bulamadım. İşte öyle blog. O evde kilosu 150 ve 70 arasında değişen insanların oturupta çökertemediği sandalyeyi bendeniz 50 kilo ile paramparça ettim. Kendimle gurur duyuyorum doğrusu...

4 yorum:

Clementine dedi ki...

yazdıkların okadar tanıdık geldi ki ..
bende dolabımı umursamıyorum , kıyafetlerim yerlerde..
telefonuma 3 aydır kontör yüklemiyorum kapanıcak mesajı geldi :) ve yaklaşık 1 sene önce yemekte elimde kolayla sandalyenin minderiyle beraber içeri göçmüştüm :)

içimdeki yolculuk dedi ki...

50 kiloyla?? yok yok o sandalye başkaları tarafından göçmüş sende patlamış geçmiş olsun..

Pilli-Cadi dedi ki...

kiyamam sana ben. neyin var senin?

not: su sandalye olayina gülmeden gecemicem puhhahhahaha uhuhuahhaaha eheuheuheuheue

ISSIZ ÇÖLDE ISLI BİR KIZ dedi ki...

Clementine:
:)) İlginç..

içimdeki yolculuk:
:) zaten 20 yılı devirmiş bir sandalyeye oturdum zavallının o dakka vadesi yetmiş :P

Pilli-Cadi:
Aslında birşeyim yok kaşınıyorum işte :P Depresyon diyelim, sonbahar diyelim, havalar diyelim ne biliyim bunaldım azıcık ama geçici ;) bu akşam biraz kafayı dağıtırım.
Sandalyeye gelince çok gülme başına gelir! :P

Blog Widget by LinkWithin
 
ISSIZ ÇÖLDE ISLI BİR KIZ. Design by Pocket